Elaiussa Sebaste (Tanıtım)

Elaiussa Sebaste Giriş

 

 

Kilikia bölgesi, konumunun stratejik öneminden dolayı, ilgi odağı olan bölgelerden biridir. (SLAYT) Anadolu’da, Suriye’de, Mezopotamya’da kurulan devletler ya da imparatorluklar, batıya açılabilmeleri için özellikle Kilikia, önem arz etmektedir. Bir nevi Akdeniz’e açılan limandır. Özellikle Kıbrıs’ın yakınlığı ayrıca stratejik bir özellik katmaktadır. Kıbrıs, Akdeniz’in tam ortasında ticari, askeri, kontrolör, olarak kullanılabilecek özellikte bir adadır. O yüzden Doğuda kurulan ve yayılma  politikasını aktif olarak izleyen bir devletin Kıbrıs ve Kilikia’yı kontrol altında tutması gerekir.

 

Ovalık Kilikia’nın tarım arazilerinin genişliği, ki günümüzde de Çukurova’nın verimliliği ortadadır, yer altı zenginliği ile Kilikia’nın bu bölgesi her dönem ilgi çeker. Ayrıca Torosları geçerek Anadolu’ya açılan geçitte buradadır. Bu avantaj belki de en önemli özelliktir. Transport’u olmayan bir limanın çok fazla gelişmesi beklenemez. Limana getirilen malın mutlaka taşınması sevk edilip başka yerlerde pazarlanması gerekir. Ulaşım güçlüğü her yönden özellikle ticaret için büyük bir sorundur.

 

Ancak Dağlık Kilikia son derece engebeli bir bölge olan özellikle de Anamur-Silifke arasındaki alanda, oldukça sıkıntı olduğu görülür. Dağlık Kilikia’daki kentler arasında ilişkiler de bu sebepten dolayı küçük çaplı ticari faaliyetlerle kısıtlıdır. Bu durum özellikle ticaretin gelişmemesine ticaretle birlikte ekonomik refahın, kendi kendini idare edecek bir düzeyde olmasına sebep olur. Ekonominin çok fazla iyi olmaması kültürel, sanatsal yada endüstriyel anlamda bölgenin yeterince gelişmemesine neden olmaktadır.

 

Mimarideki detaycılık da bölge taş cinsi sebebiyle pek fazla detay vermez. Yerel kireç taşı denilen cinsle mimari detay vermek gerçekten zordur. Bu yüzden taş işçileri Kilikia için önem arz etmektedir. Ekonomi çok iyi olsaydı, zengin kentler bölgede bulunsaydı belki ithal ustalar getirtilip mermer yada granit ile bu gibi sorunlar çözülebilirdi. Ancak ekonomik refahın olmaması süslemenin önüne geçmiş detaycılık bu bölge için pek fazla gelişmemiştir.

 

Hellenistik dönem öncesi bu sorunların birleşmesiyle Kilikia bölgesi mimari ve sosyal açıdan pek aydınlık değildir. Hellenistik dönemde kazanılan önem Doğu Dağlık Kilikia bölgesi için Roma döneminde de devam eder. Ancak bu dönemde çıkan korsan sorunu bölgenin daha da gelişmesine engel olur. Korsan sorunun çözümlenmesi, ve Kilikia’nın İ.S. 74 yılında eyalet ilan edilmesi, bölgenin kalkınması için önemli bir adımdır. Roma imparatorluğu buraların refahı için büyük anıtsal yapılardan çok basit kalıcı çözümlere ihtiyacı olduğuna kanaat getirir. Roma’nın basit kalıcı çözümleri bile Kilikia bölgesi için önemli ve anıtsaldır. Roma bugün bile hayrete düştüğümüz üstün mimarlığını bu bölgeye sokmuştur. Bu anıtsallıktan ilk faydalanan, insanların yaşamlarını idare etmesinin bir numaralı şartı olan su ihtiyacıdır. Su sorunu Roma’nın bir numaralı icraatı olmuştur.

 

O yüzden Kilikia bölgesindeki kentleri incelerken bu gibi siyasi ve sosyal gelişmeleri göz önünde tutmak gerekir.

 

Doğu Dağlık Kilikia bölgesinde yer alan Elaiussa Sebaste Roma döneminde, bölgenin önemli bir liman kentidir.

 

İ.Ö. 2. yüzyılda Korykos bir polis, Elaiussa ise bir Kome’dir. Dini ve idari olarak Korykos’a bağlıdır. Doğu Akdeniz’in kesişme noktasında ve bir liman yerleşimi olan Elaiussa bu dönemde korsanlığın var olması nedeniyle  ticari bağlantıları sekteye uğrar,.Ticaretin durması demek kentin maddi manevi her türlü çıkarlarının zarar görmesi demektir.

 

İ.Ö. 1 yüzyıl’da Elaiussa bir kent görünümüne kavuşmaktadır. Ayrıca bu yüzyıl içinde kent Olba hakimiyetinden kurtularak özgürlüklerine kavuşurlar. Buna en büyük kanıt otonom sistemin bir parçası olan sikke darbının başlamasıdır.

 

İki limana sahip olan Elaiussa kent görünümüne girdikten sonra Dağlık Kilikia kentlerinin ürettikleri malları için bir Pazar yeri haline alır. Bu dönemde Kilikia korsanlarının faaliyetleri ticareti olumsuz etkiler.

 

Roma imparatoru Augustus döneminde, Kapadokia kralı Arkhelaos’a Kilikia’nın önemli bir kısmı ile Elaiussa kenti hediye olarak verilir. Arkheoloas bunun üzerine kışlık sarayını buraya taşımış imparatora olan şükranını belirtmek için kentin ismini Sebaste olarak değiştirmiştir.

 

Elaiussa Sebaste artık bir ticari merkez olduğu kadar idari merkez niteliği kazanır. Kent, bölgenin ihracat ve ithalatın yürütüldüğü limanı konumuna gelir. Mısır, Suriye, özellikle Kıbrıs ile yoğun ticari ilişkiler kurulur. Ticaret büyük ölçüde Elaiussa Sebaste limanından yürütülür.

 

Kent, İ.S. 74 yılında Vespasianus tarafından kurulan Kilikia eyaletinin sınırları içindedir. İ.S. 2. yüzyılda  metropolis unvanını alan Elaiussa Sebaste, İ.S. 140-260 yılları arasında en parlak dönemini yaşar. Bu dönemde yapılan yapıların kalıntıları bu görkemli dönem ile paralellik göstermektedir. Özellikle İ.S. 2. yüzyıla  tarihlenen tapınak planlı anıt mezarlar buna örnektir. Bu kalkınmadan sonra üretim de artmıştır. Özellikle kentin etrafında küçük yerleşim merkezlerinde zeytincilik, bağcılık, orman kaynakları, balıkçılık ile ekonomi döndürülmeye çalışılmaktadır.  

 

Elaiussa kenti ilk olarak bir ada üzerinde kurulur. İlk yerleşimler bu ada üzerindedir. Kazılarla yapılan jeolojik araştırmalarda ada ile kara arasında uzun ince bir toprak şerit bulunmaktadır.  Adada, denize doğru çıkıntıyı kuşatan Arkheolaos devrine tarihlendirilen surlar da o zamanki korsanlık faaliyetlerine önlem olarak yapıldığı söylenebilir.

 

Elaiussa’nın ana karaya yerleşimi İ.S.I. yüzyılın ikinci yarısına yani Kilikia bölgesinin Roma eyaleti olması döneminde gerçekleşir. Ana karaya ilk yapılan yapılar arasında tepenin güney yamacı boyunca inşa edilen küçük bir hamam, tiyatro, kente su taşıyan ilk su kemeri, tapınak sayılabilir.

 

Kent Severius zamanında da oldukça rahat ve zengin bir dönem geçirir. Ancak III. Yüzyılın ikinci yarısında Sasani kralı Şapur’un istilasına uğrar.

 

İ.S. 4. yüzyılda Elaiussa Sebaste limanın dolması, kentin öneminin kaybedilmesine neden olur. Ayrıca İ.S. 4. yüzyılda Dağlık Kilikia, Ovalık Kilikia’dan ayrılarak Isauria eyaletine katılır ve metropolisi Seleukeia olur. İ.S. 479 sonu İ.S. 480’in başında Isaurailılar Elaiussa Sebaste’yi ele geçirir. İ.S. 496-97 yılında Bizans imparatoru Anastosis, Isaurialılara karşı Kilikialıların güçlendirilmesi için bir bildiri yayınlar. Böylelikle İ.S 497 yılında Isaurialıların sonu gelir. İ.S. 5. – 6. yüzyıllarda tüm bölgede özellikle Korykos’ta bununla birlikte Elaiussa Sebaste’de imar faaliyetleri  artar.

 

 

Elaiussa Sebaste’nin Topografyası

 

Yerleşimin kuruluşunu ve gelişmesini kolaylaştıran etkenler arasında Dağlık Kilikia kıyılarının en az engebeli sahilinde bulunması, Lamos nehri havzasına yakınlığı en önemlileri olarak söylenebilir. Ayrıca limanlarının kıyıya yanaşma noktalarının bulunması ve çift limanın olması çok büyük avantajdır.

 

Yerleşimin kendi içindeki yol bağlantıları, kentin gelişmesi ile artmaya başlar. Ana yolun sahil kesimde olduğu bilinmektedir. Ancak tali yolun ise özellikle mezarlık alanlarına gittiği, zenginlerin kullandığı mezarlarda bu yol bağlantıların olduğu görülür. Ayrıca bu özellik bir çok nekropol alanında da görülmektedir. İnsanların varlıklarına göre hem yattıkları süslü mezarların yaptırılması hem de onlara ulaşmak isteyen yakınları için yollar yapılmaktadır. Örneğin Olba’da bulunan en süslü mezar grubuna oluşturan lahit tipleri Güney Nekropolünde bulunmaktadır. Güney Nekropolü bir yamaç üzerine kurulur yamacın altında da akropolisi Güney nekropolisine bağlayan antik bir yol geçer. Olba için özellikli mezarlara giden ayrıca bir yol bulunmaktadır. Çok fazla tahrip olsa da soyluların ve zenginlerin ayırt edilmesi için önemli bir ayrıntıdır. 

 

Kentin kamu yapıları hep bir araya toplanmış ve birbirine yakındır. Bir kamu mahallesinin bulunduğunu söylenebilir. Bu yüzden bu yerdeki yol bağlantılarının da düzenli ve kullanışlı olması gerekir. Elaiussa Sebaste’de ki bu bölümdeki yol ağı üç ana yol üzerinde kurulur. Birincisi sahil boyunca ilerleyen yol kesimi, diğeri adayla birleşme yolu, sonuncusu da tiyatronun yapımında kullanılan tepenin arkasında dolaşan yol.

 

 

Elaiussa Sebaste Sikkeleri

 

Elaiussa Sebaste sikkeleri üzerine ilk yayın 1898 yılında F. Imhoof-Blumer tarafından yapılır. Daha sonra da 1998 yılında Oğuz Tekin bu sikke grubunu inceler. İki yayın arasında farklı görüşler olmasına rağmen bu iki yayın dışında, Elaiussa Sebaste sikkelerini çalışan yoktur. Ancak ilk yayın sonrası yeni koleksiyonların ortaya çıkması ile daha yeni yayınlara itibar etmek daha doğru olacaktır.

 

Elaiussa’nın ilk sikkeleri İ.Ö. 1. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Sikkeler genel olarak bronz olmasına rağmen, gümüş bir tetradrahmi de bilinmektedir. (SLAYT) Bu gümüş sikke 15.50 gram ağırlığında 28 mm. Çapında, ön yüzünde sağa dönük sur taçlı ve baş örtülü kent tanrıçası (Tyche) büstü, arka yüzünde ise bir çelenk içinde bir lejand ile ayakta sola dönük Aphorodite betimi yer alır. Bu tanrıça figürünün sol boşluğunda bir monogram ile aphlaston (aplustre) bulunmaktadır.

 

İ.Ö. 20 yılında Augustus, Kilikia Trakheia’yı Kapodokia kralı Arkhelaos’a verince, kral da kendisine Elaiussa’da bir ikametgah inşa ettirir. Ayrıca bundan böyle Augustus’a şükran ifadesi olarak kentin adını Sebaste’ye çevirir. Bu tarihten sonra sikkelerde Elaiussa lejandı yerine Sebaste lejandı kullanılır. Ancak bazı istisnalar da vardır. Bir süre de olsa Elaiussa adı kullanılır.

 

Elaiussa’nın İ.Ö. 1. yüzyıl sikkeleri, batı komşusu Korykos’un aynı dönem sikkeleri ile benzerlik gösterir. İki kentte Zeus, Tyche, Hermes’i sikkelerinde kullanmaktadır.Hermes gerçekte Korykos’un tanrısıdır. Aynı şekilde Elaiussa da bu tanrıyı benimser. Ancak sikkelerde bir fark söz konusudur. Hermes Korykos’ta petasoslu olarak betimlenmesine karşılık Elaiussa’da başı çıplaktır.Ayrıca bir farkta ethnikon’un yazılış yönlerindedir.

 

Kentin adının Sebaste olarak anıldığı İ.Ö. 20’den sonraki sikkelerde dört bronz seri söz konusudur.

 

 

1.     Tyche Başı / Nike

2.     Athena Büstü / Nike

3.     Kerykeion / Yunus

4.     Herakles’in sopası / Nike

 

Bu arada sikkelerde Metropolis lejandı kullanılır, ayrıca kent Kilikia Trakheia’nın başkenti olarak kendini gösterir (İ.S 1. yy)

 

Arkheolos’un İ.Ö. 17’de öldükten sonra IV. Antiokhos’un egemenliğine kadar geçen süre zarfında herhangi bir sikke bulunmamaktadır. Bu dönem içinde İ.Ö. 38 ila 78 yılları arası kralın ve karısı Iotepe adına bronz sikkeler basılır. (İ.S 1. yy)

 

Roma imparatorluk dönemi Sebaste sikkelerinde kentin unvan ve sıfatları; “başkent, kutsal, sığınma hakkına sahip, dokunulmazlığı olan, bağımsız, özgür, donanma kenti, deniz kıyısında kurulu”. Diğer Kilikia kentleri arasında da donanma kenti unvanını sikkelerinde kullanan kentler ise Korykos ve Aigeai’dır. 

 

Elaiussa Sebaste Tiyatro

 

1998 ile 1999 yıllarında sürdürülen kazılarda tiyatroya ait yapıların büyük bir kısmı özel mülkiyette kalan kısımlar hariç tamamen ortaya çıkarılır. Tiyatro kazıları sırasında bir birini izleyen katmanlar halinde farklı dönemlere ait yapıların temelleri ve çeşitli yapı bölümleri bulunur.

 

Yapının güney kısmında adeta tiyatroya bitişik iki kaya mezarı bulunmaktadır.Ayrıca bu mezarların üzerinde doğu-batı düzlemli yol bulunur. Bu tiyatro kazısında bulunan ilk buluntulardandır. Mezarlardan bir tanesi tiyatro yapılırken tahrip olduğu diğerinin de kapağının açık olduğu görülür. Bu mezarın içinde dağınık bir şekilde kemiklerin olduğu ayrıca İ.S. 1. yüzyıla tarihlenen ölü armağanları bulunmaktadır.

 

Tiyatro kazılarında bulunan ikinci önemli yapı kalıntısı ise saç örgüsü motifi ile süslü, siyah beyaz renkli taban mozaiğine sahip havuzdur. Yapım tekniğine ve mozaiklere bakıldığında bu yapının İ.S. I. yüzyıla ait olduğu anlaşılır. Bu yapının muhtemelen havuzlu bir eve ait olduğu düşünülmektedir.

 

Orkestra ve sahne yapılarında sürdürülen kazılarda, tiyatronun terk edilmesinden hemen sonra, bu bölümdeki süslerin bazı yerler hariç sistemli bir şekilde söküldüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca ele geçirilen verilerle tiyatronun sahne yapısının, yakın iki farklı tarihte inşa edildiği ve son döneme ait kısmın, Marcus Aurelius zamanında yapıldığı, sikke ve pişmiş toprak parçalarla belirginlik kazanmaktadır. Tiyatronun bu bölümünün iki evrede yapılmasını, kazıyı yapanlar Diocaesarea tiyatrosuyla girişilen rekabete bağlarlar. Henüz şantiye halindeyken  devasal taş blokların kullanılması ve daha gösterişli hale sokulmak istenmesi, bu öneriyi düşündürebilir. 

 

Yapım tekniği ele alındığında, scalaria (merdiven) kısımlarının ilk başta yanlış şekilde yerleştirilir. Ancak inşaatın ilerleyen aşamalarında düzeltilir. Ayrıca ince işlerdeki bazı eksiklikler dikkati çeker.

 

Tiyatronun kullanımdan vazgeçildiğine dair ilk işaretler, bölge tarihçesiyle bağlantılı olarak, İ.S. 260’da Sasani kralı Shapur’un bu topraklarda ilerlemesiyle paralellik taşıyacak şekilde, İ.S. III. Yüzyılın sonlarında görülmeye başlamaktadır. Ancak yapının doğrudan bir müdahale ya da bir yıkıma değil de terk edilmesiyle, bakımsızlık yüzünden zarara uğradığı düşünülmektedir. Tiyatronun terk edilmesiyle iç kısmının toprak ile dolduğu görülür.

 

Tiyatro genel yapı itibariyle, Bir yamaca yaslanmakta ancak bu tiyatronun roma tiyatrolarından bir farkı, oturma sıralarının denize bakmasıdır. Roma propagandayı çok iyi kullanan bir imparatorluktur. Bunu mimarisine de yansıtır. O yüzden ilginin tiyatrolarda gösteriye toplanması için dört tarafını yüksekçe duvarlarla kapatır.    

 

Elaiussa Sebaste Agora Alanı

 

Agora 1995,1996,1997 yıllarında sürdürülen kazlarla ortaya çıkarılır. Tiyatronun güneyinde yer alır. Bu alanda çeşitli evrelere ait yapı kalıntılarının olduğu görülmektedir.

 

Söz konusu alanın etrafını çevreleyen muntazam bloklarla örülmüş duvarın, batı kısmındaki yedi adet kapının, şu ana kadar tespit edilemeyen arka odalara açıldığı görülmektedir.Karşıt kenarda asıl girişin bulunması gereklidir. Ancak bu Alanın doğu kısmında Bizans dönemine ait bir apsisin bulunması asıl girişin burası olduğunu tahminden öteye götürmemektedir. Kilise üç nefli, bazilikal planlı, iki apsise sahiptir. İki Apsisin olması Kilikia bölgesi için tek örnektir. Güney nefinde farklı malzeme kullanılır. Taban mozaiği olarak halı desenli opus sectile ile zemin döşelidir. Güney nefinin en doğu ucunda, etrafı çevrilmek suretiyle ayırt edilen doğu-batı uzantılı, gömü mezarlar bulunur. Orta nef üzerinde opus sectile zemin döşemesine sahip ve yine doğu-batı uzantılı mezarlar bulunur. Doğu apsisinin diğer apsisten farkı yine opus sectile tekniği ile yapılmış taban mozaiğine sahip olmasıdır. Ayrıca doğu apsisinin dış cephesinde güney nefden girilen küçük blok taşlarla örülmüş henüz işlevi belli olmayan bir oda da mevcuttur.

 

Alanın batı kısmında daha erken dönemlere ait kalıntılar mevcuttur. Batıdaki apsisin bulunduğu yerde kaba temeller üzerine küçük bloklarla örülmüş, apsisten önceki döneme ait bir duvar kalıntısına rastlanır. Apsis söz konusu duvara dayanmakta ve üzerinde yükselmektedir.

 

Orta nefteki büyük çukurun boşaltılmasıyla İ.S. I. yüzyılın ilk yarısına ait zemin mozaiğine rastlanmaktadır.

 

Yapının Bizans dönemine ait olduğu, zemin döşemesindeki tarzı, tipolojik özellikleri, ayrıca mezar kapaklarındaki yazıtlardan anlaşılır. Kilise V-VI. yüzyıla tarihlendirilebilir.                                

 

 

Elaiussa Sebaste Su Sistemi

 

Su sisteminin kaynağı, Lamos nehrinin denize kavuştuğu noktadan 4 km. kuzeyde yer alır. Kayacı vadisinin içerisinde olan kaynak, denizden 100 m’lik yükseklikte bulunmaktadır. Yandan su alma tekniği ile alınan su, vadinin ana kayaya oyulmuş galeriden aktarılır. Toplam uzunluğu 25 km’dir.

 

Su yolu  Lamos nehrinden doğu-batı doğrultusunda denize paralel uzanır,  Elaiussa Sebaste yerleşimine ulaşıncaya kadar altı adet su kemeri ile taşınır. Altıncı su kemerinden sonra, su yolu Elaiussa Sebaste kentine girmekte ve tiyatronun altından geçerek kemerli sarnıca ulaşmaktadır.

 

Bizans döneminde, su yolunun tümü Su kemeri II’de bulunan yazıta göre Komutan Illos tarafından tamir edildiği, bu hizmetin Elaiussa Sebaste ile Korykos yerleşimleri arasına yapılan su kemeriyle Korykos’a kadar uzatıldığı anlaşılır.

 

Bu su yolu, yoğunluklu olarak su kemerlerinden oluşmakta ve sistem içinde sarnıçlar önemli bir yer tutmaktadır. Bazı  su kemerlerinde üzerinde kullanılan değişik iki yapı tekniğinden dolayı yapıların iki farklı evreye sahip olduğu söylenebilir. I. evre olarak Roma ikinci evre olarak Bizans dönemi.

 

Elaiussa Sebaste ve Korykos sus sistemi Doğu Dağlık Kilikia’daki en önemli Roma imparatorluk dönemi yapılarından biridir. Romanın bölgeyi hakimiyeti altında tutmak için baskı ve güç kullanmak yerine halkın refahını arttırmayı seçmesi  oldukça önemlidir. Bu yolla Roma’nın bu bölgede uzun yıllar kalmak istemesi anlaşılabilir. Kentin gelişen refahı ile artan nüfusu, çekilen su sıkıntısının giderilmesini zorunlu kılar.

 

Bilindiği gibi Dağlık Kilikia bölgesinde Roma döneminde üç imar hareketi yaşanır. Bunlardan ilki, İ.S. I. yüzyılın sonundadır. Ayrıca Elaiussa kentindeki yapılarda bu dönemle paralellik gösterir. Ayrıca bu su yolunun tarihlendirilmesinde tiyatronun İ.S. 140 yılında yapılması önemli bir yer tutar. Çünkü yukarıda da anlatıldığı gibi su yolu tiyatronun en üst caveasının altından geçmektedir. Bu bölümdeki su kanalının, cavea’nın başladığı noktada beşik kemerli bir çatısı vardır. Ancak tiyatro içinde kalan bölümde beşik tonozlu kısım kaldırılıp, kanalın üzeri oturma sıralarıyla örtülür. Bu kanıt ışığında tiyatronun yapımından önceki bir tarihe vermek yerinde olabilir.

 

Bir başka önemli tarihlendirici kanıt ise su yolu ile bağlantılı olduğu düşünülen hamamdır. Beton çekirdek üzerine opus recilatum kaplama yapılarak inşa edilir. Bu teknik ilk olarak İtalya’da kullanılmaya başlanır. İ.S. 1. yüzyılda Kilikia bölgesinde de kısa bir süre kullanılmıştır. Bu bilgiler ışığında Elaiussa Sebaste hamamını İ.S. 1. yüzyılın sonlarına doğru tarihlemek mümkündür aynı tarih su yolu içinde geçerlidir. Su yolunun ilk evresinin tarihlemesinden sonra ikinci evresini tarihlemek daha kolaydır. Su kemeri II’de bulunan yazıta göre İ.S. 5. yüzyılın sonu İ.S. 6. yüzyılın başlarına tarihlenir.   

 

Kuzeydoğu Nekropolü

 

Nekropol alanı, tapınak planlı anıt mezar, ev tipi mezarlar, lahitler, chomosorium tipi mezarlardan oluşur. Mezarların konumları bir bütünlük halinde değildir. Mezarların tiplerine göre bir ayrım yoktur. Ayrıca çok az kaya mezarına da rastlanır.

 

Tapınak Planlı Anıt Mezarlar

 

Diğer dağlık Kilikia kentlerine göre çok sayıda tapınak planlı anıt mezar  bulunmaktadır. Kuzey kesimde yer alan bu mezar tipi antik yolun kenarına sırayla dizildikleri ve kentten en uzak noktada bulunanın ise en geç tarihte yapıldığı söylenebilir.

 

Bu mezar tipleri mimari yönüyle ele alındıklarında; duvarları opus quadratum tekniğiyle örülen mezarların dış taraflarında plaster başlıkları da bulunmaktadır. Plaster başlıkları da Korinth tarzındadır. Çoğunlukla sade bezemelerin benimsendiği mezarlarda, bazı hususlar Suriye’deki modellerle benzerlik gösterir. Kimi mezarların cephe duvarı kemerlerle örtülür. Ölü odasının üstünün beşik tonozla örtülmesi ve ölü yataklarının varlığı Kentin genel tapınak planlı mezar tipidir.

 

 

 

Ev Tipi Mezarlar

 

Çift eğimli, tonozlu, düz çatı tipleri vardır. Silmeli kenar pervaları ve arschitravları dışında epigrafik, bezeme süsleri bulunmamaktadır.

 

Üç duvarda ölüleri yerleştirmek amacıyla alttan destekli klineler bulunmaktadır. Kilikia Tracheia bölgesindeki ev tipi mezarlarla benzerlik göstermektedir.

 

Lahitler

 

Yerel kireç taşından imal edilir.

Anadolu’nun güneybatısındaki bölgelerde sık rastlananlarındandır.

Ev tipi mezarlarda olduğu bir çevre duvarının içine kaideye yerleştirilir.

Söz konusu kaide, muntazam bloklarla,  bir veya birden fazla taş sırasının dizilmesiyle yada toprak üstünde ana kayanın düzleştirilip kaide haline getirilmesiyle yerleştirilir.

Çok fazla olmayan yazıtlara göre sanduka kısmı birden fazla ölü için kullanılmaktaydı. Nitekim, kapağın kaldırılması için yapılan küçük detaylar, toplanan kemikleri gömmek için mezarın uç taraflarına açılan çukurlar bu hususu açıklayabilir.

 

Chomosorium

 

Nekropol alanında çoğunlukla bu mezarlardan bulunmakatadır.

Halkın zengin olmayan kesimi için bu mezarların kullanıldığı düşünülebilir.

Çünkü bu mezarlar diğerlerine göre daha az masraflıdır.

Ev tipi mezarlar ile lahitler arasına karışık bir şekilde yerleştirildikleri görülür.

Bir veya birden fazla ölünün gömülmesi için kullanılan çukurun üstünde bir kapak bulunur.

Kapak bölgede çok sık rastlanan kırma çatılı akroterlidir. Ancak bazı farklı formları da mevcuttur.

 

Elaiussa Sebaste kentindeki mezar mimarisi, Küçük Asya mezar mimarisi ile benzerlik göstermektedir. Yapım tarz ve biçimleriyle değişik gereksininmlere cevap verdiği ve toplumsal statünün ayırt edilmesine de katkı sağlar. Liman kenti olan Elaiussa’nın, mezar mimarisi yapım tekniğine bakıldığında batıdan gelen etkilere açık olduğu görülmektedir.

 

Mezarların biçimsel yönüne bakıldığında kısıtlı bir elit tabaka,yaygın bir orta sınıfın varlığı dikkati çekmektedir.

 

Nekropol alanın genişlemesi Roma’nın imparatorluk dönemine rastlayan bir sürece aittir. Ayrıca yazıtlar, haç izleri ve Bizans malzemesiyle nekropolün İ.S. VI. - VII. yüzyıla değin kullanıldığını göstermektedir.  

 

Elaiussa Sebaste hamam ve Sarnıçları

 

Büyük Sarnıç

 

Tiyatronun batısında yer alır, tamamıyla ana kayanın oyulmasıyla yapılır. Dikdörtgen bir alana sahip, en az 10m. yüksekliktedir. Güney kısmında merdivenlerin bulunduğu görülmektedir. İçerde iki sıra ve beşer adet, sütunlarla üç nefe ayrılır. Kentin su yolu tiyatro’dan geçmekte ve bu sarnıca ulaşmaktadır. 

 

Agora alanındaki Sarnıç

 

Dikdörtgen bir yapı olan bu sarnıç çift cepheli blok taş duvarlarla çevrilir. Güney duvarı mevcut bir duvardan yaralanılarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca diğer sarnıçta olduğu gibi bunda da merdiven bulunmaktadır. Batıdaki dış duvarda suyun dışarı verilebilmesi için iki delik mevcuttur.

 

Ada yanındaki Sarnıç

 

Sarnıç muntazam blok taşlarla örülmüş yan yana iki duvarla çevrilir. Üstü tuğlalarla karışık bir teknik ile kapatılır. Söz konusu yapım tekniği nedeniyle geç evreye ait olduğu düşünülmektedir.

 

Büyük Hamam

 

Hamam, kentin refah seviyesine uygun olarak kompleks bir tarzda yapılır. Yapı modern yolun batısında yer almaktadır. Beş oda ve batıda bir su kanalının varlığından dolayı nymphaeum olması muhtemel, kısmen kayaya kazılmış bir mekan daha vardır. Yapım tekniği olarak muntazam küçük taş ve çimentoyla örülmüş duvarların çoğunlukla tercih edildiği görülmektedir. Ayrıca tuğla da kullanılmaktadır. Ancak bu yapının hamam dışında ikinci bir kullanıma uğradığı da tespit edilir.

 

Opus Mixtum  tekniğiyle  yapılmış Hamam

 

Yerleşmenin batısını sınırlayan tepe üzerinde yükselir. Bu yapının şimdiki haliyle iki sıra olarak dizilmiş  beş odası görülmektedir. Batıdaki sırada görülen üç oda opus mixtum olarak, diğer bir deyişle duvarları tuğla sıralarının karmaşık döşenmesiyle yapılır.

 

Boyutları dikkate alındığında kalabalık bir kitleye yönelik hizmet verecek kadar büyük olmadıkları anlaşılan odaların her birinin ne işe yaradığını belirtecek arkeolojik veri bulunmamaktadır.

 

Tarihlendirme olarak opus mixtum yapım tekniği yönlendirici olmaktadır. Bu tekniğin bu yörede yapılabilmesi için dışardan gelen ustaların çalıştırılmasıyla bu teknikte yapının yapıldığı açıklanabilir. Tüm yapının İ.S. I.yüzyıl sonralarıyla II. Yüzyıl ortalarına kadar olan zaman dilimi içine yerleştirilebilir.

 

 

Elaiussa Sebaste Bazilika

 

1995 – 1996 kazı sezonunda adanın en kuzey ucundaki kayalık çıkıntı üzerine apsisi doğu yönünde ve girişi güney kenarına yerleştirilmiş üç nefli bir Bizans bazilikası bulunmaktadır. İkinci girişi de apsisin güneyinde, doğu duvarındadır. Yapı ayrıca bir zemin döşemesine sahiptir. Yine opus sectile tarzındadır.

 

Bazilika, bilhassa zemin döşemesinin tipolojik ve stil özelliklerine bakılarak yapılan incelemelerde V. yüzyıl sonu VI. yüzyıl arasına tarihlenir.

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !